Eğitimimiz

Eğitimimiz

portfolio_6

Amacımız, klasik anaokulu kalıplarından çıkarak, çocuklarımızın doğuştan gelen yeteneklerini konusunda uzman eğitimciler desteği ile fark etmek, geliştirmek ve yönlendirmektir.

Yetenek geliştirmeye yönelik bir programa sahiptir. 

Çocuklarımızın gelişim özellikleri dikkate alınarak, 1,5 - 3 yaş Oyun grubu (Play-Group) ve 3 - 6 yaş arası çocuklara, karma eğitim programı uygulanır.

Eğitim programımız High Scope (Aktif Öğrenme), Gems, Scamper, Reggio Emilia eğitim modellerinden esinlenerek hazırlanır.

Eğitim metodumuz ‘yaparak yaşayarak’ öğrenmedir. Çünkü en kolay öğrenilen ve öğrenilen bilgileri kalıcı kılan bu metod sayesinde çocuklar dokunarak, görerek, işiterek, doğal ilgi ve becerilerini planlama ve planladıklarını uygulama fırsatı bulurlar.

Çocuklarımız ezbercilikten uzak, araştırarak, sorgulayarak, keşfederek, gözlem yaparak, işbirliği içinde etkin bir öğrenim görürler. Bu etkinlikler sayesinde çocuklarımız okul öncesi eğitim müfredatının gerektirdiği temel derslere ait bilgi ve becerileri doğal süreçlerinde kazanmış olurlar.

REGGIO EMILIA EĞİTİM YAKLAŞIMI

II. Dünya savaşı sonrasında İtalya’nın kuzeyinde Reggio Emillia adı verilen 150,000 nüfuslu bir kasabada anne babaların çocuklarının eğitim alabileceği bir okul kurma girişimiyle başlayıp, bugün “Reggio Emilia” yaklaşımı adıyla tüm dünyaya yayılan bir okul sistemidir. Loris Malaguzzi bu yaklaşımın yaratıcısı ve öncüsüdür.“Eğitim her çocuğun hakkı” olduğu düşüncesiyle çocukların kaliteli bir eğitim alabilmesi için okul, aile ve toplumun işbirliği içinde çalışması gerektiği esas alınmıştır.

Farklı alanlardan birçok bilim insanın Reggio Emilia yaklaşımına katkısı olmuştur. Bunların arasında en önemlileri Piaget,Bruno Ciari, John Dewey, Lev Vygotsky’dir. Bu bilim insanları Reggio Emilia teorisyenleri yaklaşımı yapılandırırken, Piaget’in bilişsel ve ahlak gelişimi aşamalarından yararlanmışlardır.

Bruno Ciari, İtalya’da 1950’li yıllarda başlayan ‘işbirlikli öğrenme’ hareketinin öncüsüdür. Okulların, çocukların enerjilerini cömertçe kullanabilecekleri nitelikte olması gerektiğini, bunun çocukların gelişimleri açısından önemli olduğunu belirtmiştir.

John Dewey,okullarda proje tabanlı öğrenme uygulamalarının gerektiğini savunmuş ve eğitim, öğretim etkinliklerinin aktif ve geliştirici olması gerektiğini, çocukların demokratik bir ortamda eğitim almalarının onların her alandaki gelişimleri açısından önemli olduğunu vurgulamıştır. 

Lev Vygotsky, çocukların öğrenme projelerine yetişkinlerin de aktif olarak katılımcı olduğu bir eğitim ortamının gerekliliğini, çocukların sosyal ortamlarda daha sağlıklı öğrenebileceğini savunmuştur. 

Bu görüşlerden hareketle Reggio Emilia yaklaşımının temel görüşleri ortaya çıkmıştır.

Bu yaklaşıma göre çocuklar çevresinde olup biten olaylar ve hayat ile ilgili cevaplar aramaktadırlar. Onlara cevabı vermek için acele etmemek,cevabı kendilerinin bulması için teşvik etmek gereklidir. Erken çocukluk eğitiminde yapılması gereken, çocuklara gelişimlerini destekleyici ve ilerlemelerini teşvik edici bir ortam yaratabilmek ve kendi fikirlerinin gelişmesine fırsat tanımaktır. Çocukların sayısız yaratıcı, entellektüel,iletişimsel potensiyelleri vardır ve her birine saygı gösterilmelidir. Çocuklar teoriler geliştiren, bilgi üreten, gözlem yapan, aktif deneyimler edinen, sosyal, duygusal ve zihinsel yönden farklı kaynaklara sahip olan kişilerdir.

Reggio Emilia yaklaşımında, çocuklara somut yaşantılar sunulur, bu sayede yeni deneyimler kazanmalarına yardımcı olunur. Çocuklar araştıran, üreten ve hipotezlerini test eden kişilerdir. Kendilerini ifade ederken çok farklı sembolik araçlardan yararlanabilirler.(Örneğin; resim, seramik,heykel, müzik, gölge oyunları, drama vb.) Reggio yaklaşımında buna “Çocuğun Yüz Dili” adı verilir. Çocukların düşüncelerini ve duygularını herkes tarafından görünür kılmak adına kullandıkları birçok sayıda dile sahip olduklarına inanılır. Bu diller aracılığıyla çocukların sembolik düşünmesi, yaratıcılığı ve iletişim becerileri gelişir.

 

ÖĞRETMENİN ROLÜ

Bu yaklaşımda öğretmen “öğrenen” olarak görülür. Öğretmenler,  sadece  çocukları eğiten   kişiler değil,   onlarla   karşılıklı   öğrenme   sürecini   yaşayan,  onları yargılamayan bireyler  olarak  eğitim sürecine katkıda bulunurlar.

Öğretmenler  çocukların iç dünyasını daha yakından tanımak için gözlem  yapar,  notlar tutar, konuşmaları kaydederler ve çocukları kameraya çekerler. Amaç, çocukların düşüncelerini ve öğrenme süreçlerini anlamaktır.Öğretmenler, bütün gözlemlerini diğer öğretmenler ve ailelerle paylaşırlar ve daha sonra öğrencilerin öğrenmelerini zenginleştirmenin yollarını araştırırlar. Reggio öğretmenleri çocuklar, ebeveynler ve diğer görevlilerle birlikte çalışarak çocukların daha önceki deneyimlerini ortaya çıkarırlar. Çocukların ilgi ve yeteneklerine dayanan projeleri hazırlar ve çocukların bu proje konuları ile ilgili bilgi ve becerilerini desteklerler.

Reggio öğretmenleri problemlere çözüm üretmek yerine çocukların uygun çözümlere kendi kendilerine ulaşmaları için yönlendirici bir rol üstlenirler. Çocuk merkezli Reggio Emilia okullarının egitim programı çocukların kendilerine yetebilen, yaratıcı, estetiğe önem veren, özgüveni yüksek, işbirliğine açık bireyler olarak yetişmelerini amaçlar.

Reggio Emilia Yaklaşımında “sanat” bir araç olarak çok etkin bir şekilde kullanılır.

Çocukların kendilerini ifade edebilmeleri, anlamaları ve anladıklarını anlatabilmeleri kişiliklerini oluştururken ve kendilerini şekillendirirken en çok önem kazanan becerilerden biridir. Çocuklar, ifade biçimi olarak yetişkinlerden çok daha zengin yöntemlere sahiptir. Çocuklar, yetişkinlere göre çok daha fazla yaratıcıdırlar, keşfetme, merak etme, görüşlerini değiştirebilme ve yeni formlara, anlamlara hayranlık duyabilme, şaşırabilme becerileri vardır.

Çocuklar, hissetmek, hayal etmek, deneyebilmek, iletişim kurmak ve anlamak için her türlü malzemeyi araç olarak kullanabilirler. Resim yapmak, çamurla oynamak, heykel yapmak, müzik, hareket etmek, gölge oyunları gibi aktivitelerin hepsi çocuğun düşüncelerini görünür kılmak için kullandığı birer lisanıdır. Bu lisanlar sayesinde çocuğun sembolik becerileri, iletişim ve yaratıcılığı gelişecektir.

 

PROJELER

Reggio Emilia okullarında proje bazlı öğrenme esastır. Çocuklara  kazandırılmak  istenen bilgi didaktik bir şekilde verilmez; onun yerine çocuğun bilgiyi projeler aracılığıyla edinmesi hedeflenir. Bu sayede çocuklar yaşarken öğrenme imkanı bulurlar. Projelerde konu seçimi çocukların ilgi ve deneyimleri dikkate alınarak yapılır. Proje içeriği çocuklar tarafından belirlenir. Projeler matematik, fen doğa, anadili,sanat, müzik ve sosyal çalışmaları içerir. Proje çalışmalarının dokümanları, fotoğrafları ve çocukların çalışmaları okulun duvarlarında sergilenir.

Proje yaklaşımı, çocukların belli konuları derinlemesine öğrenmelerine olanak sağlayan, kendi ilgi duydukları ve öğrenmeye meraklı oldukları bir konu üzerinde kendi çevrelerini ve deneyimlerini kullanarak bilgi sahibi oldukları bir çalışma yöntemidir.

Bu yöntemle, çocukların kendi yapabileceklerine güvenleri artar; küçük yaşlardan itibaren bilgiyi aramanın, bulmanın ve sürekli öğrenebilmenin zevkine varıp, bir konu üzerinde derinlemesine bilgi sahibi olmayı deneyimlerler.

 

PROJE TABANLI ÖĞRENME

Proje Tabanlı Öğrenme, öğrencinin aktif katılımını teşvik eden, üst düzey bilişsel aktiviteleri destekleyen, çok çeşitli araç ve kaynak kullanımını gerektiren; akademik sosyal ve hayat becerilerini birlikte ele alan ve teknoloji kullanımını vurgulayan bir öğretim modelidir.

Öğrencilerin, kendilerine özgü bir biçimde çalışmalarına, problem çözmelerine, düşünmelerine, sorgulamalarına, bilgiye erişmelerine, işlemelerine ve  harmanlamalarına imkan sağlar. Hem bireysel hem de ekip olarak yapılabilen projeler sayesinde öğrenciler işbirliği içinde sınıf arkadaşlarıyla çalışma imkanı bulurlar.

Proje tabanlı öğrenme yaklaşımında temel amaç, öğrencilere mevcut bilgileri aktarmaktan çok bilgiye ulaşma becerilerini kazandırmaktır. Bu yaklaşımda çeşitli bilgiler arasındaki ilişkileri görebilen, bilgiyi örgütleyip yeni bilgiler üretebilen ve ürettiği bilgiyi başkalarının hizmetine sunabilen bireyler yetiştirilmesi amaçlanmaktadır.

Proje Destekli Eğitim’de “proje” daha fazla öğrenilmeye değer bir konunun çocuklar tarafından derinlemesine incelenmesi anlamına gelir. Proje önerileri öğretmen veya çocuk tarafından rastlantıyla ortaya çıkarılan bir olay ya da problem ile ilgili olabilir. Proje yaklaşımı ile derinlemesine yapılan incelemeler sırasında çocuklar kendi çözümlerini bulurken öğretmen sorunları biçimlendirir, çocukların çözüm ve kaynak bulmalarına yardımcı olarak kolaylaştırıcı rolünü üstlenir. Proje sonunda bir sonuç ürün ortaya koyulur.

Proje Destekli Eğitim bir metottan çok, bir yaklaşım tarzıdır. Projeler, küçük çocukların dramatik oyun, el işi ve resim gibi aktiviteleir, okul dışındaki yaşamlarıyla bağlantı kurarak zenginleştirir. Soru sorma ve araştırma yapmanın yanı sıra çocuklar, aktivitelerine kendileri karar verir; sorun çözme yeteneklerini  geliştirme fırsatı bulurlar; öğrendiklerini paylaşırlar; projelerde edindikleri bilgileri kullanabilirler.

 

PROJE KONULARI

İncelenecek konular hem çocuklar ilgilendiği için, hem de yaşamlarında anlamlı oldukları için seçilir. Çocuklar, öğretmen yardımıyla kendi planlarını oluşturduktan sonra çoğunlukla bir gezi düzenlenir ve/veya uzmanlarla röportaj yapılır. Öğrenciler edindikleri bilgileri pekiştirmek için okulda yapılar inşa ederler. Öğrendiklerinin belgelendirilmesi ve sergilenmesi amacıyla resimler ve videolar çekilerek proje kitapları oluşturulur. Öğrenciler duvar resimleri, posterler, resim ve el-işi faaliyetleri yapar; grafikler ve çizelgeler oluştururlar.

 

PROJE ÇALIŞMALARININ EVRELERİ

Proje çalışmalarının üç aşaması olduğu düşünülebilir:

-Planlama ve Başlama

“Planlama ve başlama” olarak adlandırılan projenin birinci aşamasında, çocuklar ve öğretmen, araştırılacak konunun seçilmesi ve sadeleştirilmesinde kendilerine belli bir süre verirler. Konu, öğretmen ya da çocuk tarafından önerilebilir. Konu seçiminden sonra öğretmenler, çocuklarla birlikte bir kavram haritası çıkarırlar. Projenin bu ilk aşaması süresince çocuklar aynı zamanda konu ile ilgili geçmiş yaşantılarını irdelerler.

-Proje Uygulaması (Alan Çalışması)

Proje çalışmalarının “alan çalışması” olarak adlandırılan ikinci aşamasında, üzerinde durulan konuya yeni bilgiler eklenir. Projenin bu aşaması genellikle alanların, nesnelerin ya da olayların incelenmesi için yapılan doğrudan araştırmalardan oluşur. Kimi zaman okul dışına yapılan gezilerle, kimi zaman konuk konuşmacılarla, kimi zaman nesnelerin, kitapların, fotoğrafların ya da ürünlerin toplanması ile gerçekleşen bu aşama, “projenin kalbi” olarak tanımlanabilir. Bu aşamada çocuklar araştırma yapar, gözlemlerden sonuçlar çıkarır, yeni öğrendiklerini keşfeder, tahminlerde bulunur ve tartışırlar.

-Projeyi Sonuçlandırma

Proje çalışmasının üçüncü evresinde temel nokta, projelerin tamamlanması ve öğrenilenlerin özetlenmesidir. Olayların bir araya getirilmesi ve özetlenmesi olan üçüncü aşama; bulgular, konuşmalar, dramatik sunumlar ve geziler biçiminde sonuçların hazırlanmasını ve rapor halinde sunulmasını içermektedir.

 

PROJE TABANLI ÖĞRENMENİN FAYDALARI

Proje çalışmaları;

*Öğrencilerin yaşam boyu öğrenmelerini destekler.

*Seçilen araştırma alanının farklı yönleriyle ilgili meraklarını gidermelerini sağlar.

*Yaptıkları projelerle ilgili konularda ilk elden bilgi edinmelerini sağlar.

*Kendi başlarına bağımsız düşünme, çalışma ve başarı hissini tatmasına yardımcı olur.

*Eleştirel düşünme yeteneği kazanmalarına yardımcı olur.

*Problem çözme tekniklerini, bilimsel yöntemin aşamalarını öğrenip geliştirmelerini sağlar.

*Kendilerine güvenlerinin gelişmesine katkıda bulunur.

*Yaratıcılıklarını arttırır.

*Bilimsel çalışma alışkanlığı kazandırır.

*Soru sorma, seçme, planlama, inceleme, araştırma yapma becerilerini geliştirir.

*Kendi öğrenmelerinde etkin bir rol oynadıklarından, öğrencilerin motivasyonlarını arttırır ve yeni ilgi alanlarının doğmasına sebep olur.

*Öğrencilerin bazı konuların “nedenlerini” daha iyi görmelerine yardımcı olur.

*Öğrencilerin başarma hissini yaşamalarını sağlar.

*Öğrencilerin kendi başlarına karar almalarını teşvik eder.

*Grupla birlikte çalışmalarını ve işbirliğine dayalı öğrenme etkinliklerine katılımını arttırır.

*Zekanın farklı yönlerinin de kullanımına olanak sağlar.

*Öğrencilerin çeşitli beceriler kazanmalarını destekler (örneğin, yaşamsal beceriler, bilişsel beceriler,  özdenetim becerileri, vb)

*Öğrencilerin kendilerini, kendi öğrenmelerinden sorumlu hale getirir.

 

AİLE KATILIMI

Reggio Emilia okullarında aile ile işbirliği oldukça önemlidir.Aile-okul işbirliği ile ‘anne-baba katılım günleri’ planlanmaktadır.Sizlerle ortak olarak belirlediğimiz konularda öğrencilerimizle etkinlik yapmanız ve deneyimlerinizi paylaşmanız öğrencilerimize farklı öğrenme yaşantıları kazandıracaktır.

Proje yaklaşımının bir diğer artısı ise anne-babaların çocuklarının çalışmalarına duydukları ilgidir. Birçok zaman okul dışındaki saatlerde de çocuklarını konu ile ilgili mekânlara götürür, kaynak materyaller alır, sınıfı misafir uzman olarak ziyaret ederler.

 

SCAMPER

(FARKLI DÜŞÜNME ETKİNLİKLERİ)

Okulumuzda Scamper yöntemi ile ,çocukların çok boyutlu düşünmelerini ve konu ne olursa olsun yaratıcı çözümler üretmeleri hedeflenir. Araştırmalar okul öncesi dönemde yaratıcılığın gerçeklik üzerine kurulmadığı, çocukların bakış açılarının yetişkinlerden farklı olduğu, ancak 7 yaşından sonra gerçekçiliğin önem kazandığını vurgulamaktadır.

 

SCAMPER NEDİR?

SCAMPER  çocukların yaratıcılığını geliştirmeyi amaçlayan alternatif bir eğitim metodudur. 

Tek bir nesneye yöneltilen düşünme yöntemi serisidir. Bunun için tek bir nesne seçilir, beyin fırtınası yoluyla bu nesne değiştirilip,geliştirilir. Bunu yapmak için çocuğa sorular sorulur,hayal gücünü kullanması ve sorulara çözümler getirmesi istenir. Bu sorular çocuğun daha önce alışık olmadığı şekilde düşünmesini sağlar. Bir anlamda farklı düşünme becerilerini kazandırmaya yönelik itici bir güçtür. Scamper sorularının hangilerinde zorlandıkları belirlenip diğer çalışmalarda basitleştirip değiştirilir.Scamper’ın felsefesi; her fikir, varolan başka bir fikirden doğar.

Bizler çocuklarımızın yaratıcılığını geliştirmek, hayal gücü, sezgi, düşünme ve orjinallik hazinelerini korumak amacı ile Scamper yöntemini kullanıyoruz. Çocuklara hazır çözümler vermekten kaçınır, birden fazla çözüm üretmeleri konusunda destekleriz.Bu yöntem, çocuklara düşüncelerini değiştirmeleri ya da birleştirmeleri konusunda adım attırarak; yaratıcı düşünmelerini sağlar.Yaratıcılıklarını ve kendi görüşlerini geliştirmeleri için uygun pratik yapma olanağı yaratır. Esnek düşünmeyi ve kalıpları yıkmayı öğretir.

 

HIGH SCOPE (YAŞAYARAK ÖĞRENME)

Benimsemiş olduğumuz Aktif Öğrenme (Yaşayarak Öğrenme) modelinde çocuk, insanlar, nesneler, olaylar ve fikirlerle doğrudan ilişki kurarak öğrenme sürecine aktif olarak katılır. Aktif öğrenmeyi desteklemek için sınıflarımız çocuklarımızın yaş ve ilgilerine göre değişik oyun ve ilgi alanlarına ayrılmış,tüm alanlar çeşitli araç gereçlerle donatılmıştır.

Bununla birlikte, çocuklarımızın kendileri için hazırlanmış olan günlük eğitim programlarını takip edebilmesi sağlanmaktadır. Günlük programımızın en önemli özelliği  “Planla-Yap-Hatırla” sürecidir. Her çocuğun ne yapacağını planladığı, uyguladığı ve sonradan da deneyimlerini arkadaşları ve öğretmenleriyle paylaştığı bu süreç; öğretmenin öğrencisinin gelişimini izlediği, değerlendirme ve planlama açısından çok önemli bir saattir.

 

Planlama Zamanı

Planlama zamanında öğretmen ve çocuklar yerde veya masanın etrafında toplanıp her çocuğun çalışma zamanında neler yapmak istediğini ve nasıl yapacağını konuşurlar. Çocuklar çalışma zamanlarını nasıl değerlendireceklerine kendileri karar verirler. Öğretmen çocuğun yapmak istediği şeyi söylemeye veya göstermeye teşvik ederek ve işi kafasında daha iyi canlandırmasına, geliştirmesine yardım eder.

Çocuklar plan yapmaya başlarken her zaman ne yapmak istediklerini bilemeyebilirler. Öğretmen çocuğun sınıf içindeki olanakları görmesine yardımcı olur, bazı durumlarda ise çocuğun ilgi alanlarına uygun plan seçenekleri sunar.

 

Çalışma Zamanı

Çalışma zamanı çocukların planladıkları şeyleri uyguladıkları, oyun oynadıkları ve problemleri çözdükleri bir zaman dilimidir. Gerek bağımsız olarak gerekse diğer çocuk ve yetişkinlerle beraber çalışırken çocuklar bir amaca yönelik olarak ve dikkatlerini yoğunlaştırarak oyunlarını oynarlar, karşılaştıkları problemleri çözerler.

Öğretmenin çalışma zamanı içindeki rolü, çocukların bilgiyi nasıl topladıklarını, arkadaşlarıyla nasıl ilişki kurduklarını ve karşılaştıkları problemlere nasıl çözüm bulduklarını gözlemlemektir. Sonrasında problem çözme konusunda çocukları teşvik etmek ve onlara yol göstermek amacıyla faaliyetlere katılır.

 

Toplanma Zamanı

Toplanma zamanında çocuklar çalışma zamanı sırasında kullandıkları oyuncak ve malzemeleri yerlerine koyar, tamamlanmamış projelerini ortadan kaldırırlar. Sınıf, çocukların kendi başlarına toparlayabilecekleri biçimde düzenlenmiş olmalıdır. Malzemelerin tümü çocukların erişebileceği açık raflara yerleştirilmiş ve tüm malzemeler etiketlenmiş olmalıdır. Burada amaç çocuğun yaşadığı çevrenin sorumluluğunu ve düzenini korumasını üstlenmesidir.

 

Hatırlama Zamanı

Hatırlama zamanı, planla-çalış-değerlendir çevriminin son evresidir. Her çocuğun çalışma zamanı içinde yaptıklarını çeşitli yollar ile anlatması, göstermesi veya temsil etmesini içerir. Çocuklar yaptıklarının resmini çizebilir, yaptıklarını şarkı, pandomim ile anlatabilirler. Özellikle küçük gruplarda yapılan hatırlama zamanlarında çocuklar birbirlerinin yaptıkları ve değişik ifade yolları hakkında fikir edinme fırsatı bulurlar ki bu sayede bir sonraki seferde kendileri için yeni planlar oluşturabilirler.

Hatırlama zamanı sayesinde çocuklar planlama, çalışma ve hatırlama zamanları arasındaki ilişkiyi kurar ve kendi hareketlerinden sorumlu olmayı öğrenirler.